Yazar: Ahmet Mithat Efendi
Tür: Polisiye
Sayfa Sayısı: 268
Hikayemiz Öreke Taşı'nda bulunan üç ceset ile başlar. Müstantik (Dedektif) Osman Sabri Bey bu cinayetleri araştırmakla görevlendirilir. Öldürülenler arasında Peri adlı genç bir kız da bulunmaktadır. Olay başta bir nevi namus cinayeti gibi dursa da Beyoğlu'nda Halil Suri adlı başka birisinin ölümü ile işin rengi değişir. Nitekim Halil Suri Öreke Taşı cinayetlerinde bulunan birtakım eşyanın sahibidir. Ve anlaşılır ki Halil Suri, Öreke Taşı saldırısından sağ kurtulmuştur. Osman Sabri Bey tüm bu bilgilerin ışığında Hediye Hanım adlı birisine ulaşır. Cinayetlerin çözümü için önem arz eden bu isme dokunmak ise kolay değildir. Bizzat mutasarrıf (Sancak yöneticisi) Mecdeddin Paşa, Osman Sabri'ye engel olmak gayesindedir. Osman Sabri Bey tüm bu zorluklara rağmen yardımcısı Köse Necmi ve Muharrir (Gazeteci) Efendi ile cinayetleri çözmeye çalışır. Son aşamada Hezarfen-Kalpazan Mustafa Efendi'nin mektupları ile iş nihayete erer.
Eser bir polisiye romanı olsa da o akıcılıktan uzak. Tabii yazıldığı dönemin bunda etkisi olsa gerek. Günümüz polisiye romanlarındaki akıcılık ve merak uyandırıcı öğeler bu eserde mevcut değil. Nitekim ortada çözülmesi gereken cinayetler var gibi görünse de dikkatli okuyucular en baştan katili tespit edebilirler. Ortada şaşırtıcı ilerleyiş ile tespit edilecek bir katil olmayınca olayların nasıl cereyan ettiği de bir süre sonra dikkatleri çekmiyor. Eser şaşırtmayan polisiye olarak özetlenebilecek bir havada ilerliyor.
Eserin belki de en güzel tarafı yazarı Ahmet Mithat Efendi sık sık padişahı övse de dönemin çarpık adalet anlayışını gözler önüne seriyor olması. Yazar bu anlayışı dile getirip eleştirirken çözümü de yine aynı düzenden bekliyor. Bu da acayip bir çelişki oluşturuyor.
Puanım: 5/10

Yorumlar
Yorum Gönder