Yazar: Jean - Chrıstophe Grange
Çevirmen: Işıl Özgüner
Tür: Polisiye, Gerilim
Sayfa Sayısı: 1.Kitap 408 - 2.Kitap 376
"Yazıda hikaye ile ilgili çok sayıda tat kaçıran (spoiler) bilgi vardır."
1980'ler. Paris sokakları hem amansız bir hastalığın hem de bir katilin pençesinde. Bu iki pençe ise özellikle dolaşıyor bir yerde. O yer, homoseksüelliğin yüzünü gösterdiği her köşede. AIDS illeti daha yeni tanınmaya başlamışken Doktor Segur'ın hastalarından Federico vahşi bir şekilde öldürülür. Yakışıklı dedektif Swift son ana kadar bu cinayetin peşinden Paris'in renkli sokaklarında koşturur. Tek başına da değildir. Bazen Segur yardım eder ona bazen de Federico'nun genç güzel arkadaşı Heidi yardım eder. Fakat katile giden her adım sancılıdır. Çünkü bu cinayet yine eşcinsellerin hedef alındığı başka cinayetlerle bağlantılıdır. İşin tuhaf tarafı cinayet basit göründüğü kadar karmaşıktır.
En sonunda Swift ile beraber bir katile ulaşsak da ikna olmayız. Çünkü yapbozun parçaları eksik kalmıştır. İlk kitap bu eksik parçalara kafamızı takarak bitirilir. İkinci kitap ise yeni bir cinayet ile başlar adeta.
İlk kitapta aranan katil sanılan kişi kitabın sonunda kendini öldürmüştür. İkinci kitap bu olaydan dört yıl sonrasında başlar. Cinayetler o dört yıl boyunca durmuştur. Fakat Swift'in kafası hâlâ karışıktır. Dosyada oturmayan çok parça vardır. Ama sonuç yoktur. Ta ki Caroco ölene kadar. İlk kitapta tanıdığımız bu kişi, homoseksüeller dünyasının tanınmış bir simasıdır. Palalı katil yine ortaya çıkmıştır. Yeni olayların fitili ateşlenmiştir. Bu sefer ateş Paris dışına da taşar: Tanca, Afrika ve Haiti. Swift yine Segur ve Heidi ile ateşin peşinde koşar. Sonunda gerçekte bu ateşin ortasında Segur kalsa da ip yığını çözülür, Swift rahat bir uykuya dalar.
Tony Toussaint bir köpektir. Onu ilk kitapta eşcinsel bir arkadaş grubu tarafından oluşturulan Kaptan Köşkü üyeleri arasında görürüz. Tony, uygunsuz bir ilişkinin tohumu. Haiti'de Galvany denilen başka bir tanınmış eşcinselin plantasyonunda arada büyümüş birisi. Galvany'in gayrimeşru oğlu. Galvany ise ayrı bir katil. Papa Candi katili. Kadınları zamanında vahşi bir şekilde öldürmüş bir seri katil. Galvany'in eşi bu vahşi cinayetleri çözmek için Tonton Macoute denilen Haiti'deki paramiliter örgüt artıklarını görevlendiriyor. Tony'de bu örgüte dahil oluyor. Sonunda Galvany'in katil olduğunu da Tony anlıyor. Ona santaj yapmak istiyor. Ama Galvany'in babası olduğunu anlayınca bundan vazgeçiyor. Sonrası iğrenç bir ilişki. Tony'nin gözünde büyük bir günah. Galvany öz oğluna istismarda bulunuyor. Sonra da ona katlanamayıp ölüm emrini veriyor.
Tony ölmüyor. Yıllar geçiyor babasının karşısına dikiliyor. Merhamet bekliyor. Galvany zarif görünün bir şeytan. İkinci defa oğlunun ölüm emrini veriyor. Tony yine kurtuluyor ama yüzü gözü değişmiş halde. Yine de güzel. Kaptan Köşküne dahil oluyor. Federico ile tanışıyor. Ona aşık oluyor. Federico bir süre sonra AIDS oluyor. Sonra da Galvany ile ilişki yaşadığını itiraf ediyor. İşte tüm olayların başladığı nokta burası. Tony babasının ve kendisinin büyük bir günah işlediğini düşünüp bu günahtan payını almış kişileri arındırmaya karar veriyor. Önce Federico sonra sırasıyla Cauteleux, Caroco ve Mwamba... Hepsi de Galvany ile birlikte olmuş sonrasında AIDS olan kişiler. Ve en sonunda Galvany. Arınma tamamlanıyor. Tony, Segur arkasındayken ateşe koşuyor. Günahkarların sonuncusunu yani kendisini de yok ediyor.
Grange'ın bu kitabında birden fazla cinayetin çözümüne odaklanmak ile beraber dönemin dünyasına da konuk oluyoruz. Bu dünyaların çoğu ışıltılı dünyalar. Fakat bu ışıltının arkasında bambaşka yaşantılar var. Çoğumuzun sapkınlık olarak nitelendireceği hayatlar. Homoseksüellik o dönemin yükselen modası. Onunla beraber de amansız bir ölümün pençesi : AIDS. Kitaptaki bu hayatlarla ilgili anlatılar yer yer okuyanı rahatsız edecek düzeyde. Swift gibi dolaşıyorsunuz kelimelerin arasında. Anlamaya çalışan ama diğer taraftan da ikna olamayan bir göz Swift. İçten içe rahatsız olsa da işini yapmaya çalışan bir profesyonel. Bu profesyonel ile beraber gerilimler arasında yolculuk edip duruyoruz seri boyunca.
Puanım: 7/10

Yorumlar
Yorum Gönder